Yara İzi Tedavisi

Travma veya ameliyat gibi herhangi bir nedenle deri bütünlüğü bozulduğunda yara oluşur. Bu yara eğer deriyi tam kat olarak zedelemişse ve en altta bulunan bazal tabakasına zarar vermişse iz oluşumu kaçınılmazdır.

Oluşan yaranın özelliğine göre, sadece pansuman yapılarak da iyileşme sağlanabilir, dikiş atılması gerekebilir veya iyileşmeyi sağlamak için yara bölgesine doku aktarma ameliyatlarına da gerek olabilir. Yaranın kapanmasından sonra oluşan izin zamanla değişeceği bilinmeli ve sabırlı olunmalıdır. Çünkü onarım süreci yara kapandıktan sonra da devam eder ve yara izinin son halini alması 1-2 yıl sürer.

Bir yara izinin büyüklüğünü ve görünürlüğünü birçok faktör etkiler. Bunların bir kısmını değiştirmek mümkün değildir ama değiştirilebilecek faktörlerin kontrol altında tutulması ile daha az ve küçük iz gelişimi sağlanabilir.

Yara oluşurken çevre dokunun ne denli bozulduğu çok önemlidir. Kesici bir aletle yapılan düz bir keside çevre dokular zedelenmez ve en az iz kalır ama trafik kazası veya ateşli silah yaralanması gibi dokuların ezildiği bir yaranın iyileşmesi de çevre doku da bozulur ve iz fazla olur. Ezilme, kopartılma, soyulma biçiminde oluşan yaralar da, aynı şekilde fazla iz bırakır.

Yaranın temizliği iz oluşumunda etkilidir. Toz toprak içinde kalmış, içerisine cam kırığı gibi yabancı maddeler bulaşmış yaraların izi daha çok olur. Ayrıca bu tür kirli yaralar enfeksiyon gelişimine eğilimlidir ve yeterli tedavi uygulanmazsa gelişen enfeksiyon yara izini daha da kötü yapar.

Yaranın yeri ve yönü iz miktarını belirleyen en önemli faktörlerden biridir. İnsan vücudunda bazı bölgelerin yaralanması iz bırakmaz (gözkapağı gibi), bazı bölgelerde ise aşırı iz kalır (omuz, göğüs ön duvar gibi). Yüz ve gövdede yaranın yerleşim şekli izin görünürlüğünü doğrudan etkiler. Örneğin alın bölgesinde alın kırışıklıklarına paralel olacak şekilde yatay bir kesi daha az dikkat çekerken dikey bir kesi daha fazla dikkat çeker.

Hastanın yaşı da iz miktarını etkiler. Bilinenin aksine çocuklarda cilt daha gergindir ve yaralar daha fazla iz bırakmaya meyillidir. Diğer yandan yaşlılarda bunun tersi söz konusudur. Ayrıca hastaların ek hastalıkları varsa yara iyileşmesi uzar ve sonrasında iz daha büyük olur.

Yaranın onarım şekli de bir diğer izi etkileyen faktördür. Uygun dikiş atma yöntemi, uygun ipliğin seçimi ve doğru zamanda dikişlerin alınması izlerin daha az olmasını sağlar. Cilt üzerine atılan dikişler 5-7 günden daha fazla bırakılırsa kesi izinin her iki yanında dikiş izleri de kalıcı olabilmektedir. Bu nedenle dikişler erken alınmalı, eğer erken alınamayacaksa gizli dikiş kullanılmalıdır. Yaranın kapanma döneminde bir plastik cerrahın kontrolünde olunmasında yarar vardır.

Estetik cerrahide yapılan ameliyatların “iz kalmadan” yapıldığı düşüncesi yanlıştır. Estetik cerrahlar mümkünse “kesi yapmadan” müdahale eder ( iğne, askı dikiş teknikleri, liposakşın ile) ve bu müdahalelerde hiçbir iz kalmaz. Ancak her hastaya uygun değildir. Eğer kesi yapılacaksa mümkün olan “en kısa kesi, vücudun en görünmeyen yerine” yapılmaya çalışılır. Ayrıca çok iyi ciltaltı dikişler kullanarak cilde düşen yara gerilimi azaltılır ve cilt dikişi atılacaksa bu dikiş erken sürede alınır. Bu sayede yapılan ameliyatların izi görünmez veya çok gizli olur.

Yeni oluşan yara izlerinde, iz bölgesi güneş ışınlarından ilk 2-3 ay boyunca giysilerle veya göneş koruyucu kremlerle korunmalıdır. Aksi taktirde iz üzerinde koyu renk değişikliği görülür ve bu durum izi daha belirgin hale getirir. Ayrıca hekimin önerisi doğrultusunda yara yerindeki onarım sürecini kontrol etmek, kızarıklığı azaltmak amacı ile bazı kremlerin kullanımı fayda sağlamaktadır. Ayrıca elle yara üzerine yapılan masaj o bölgenin yumuşamasına ve daha az iz kalmasına yardımcı olur. Kabarma görülen yara izlerinde silikon tabakalar uygulanabilir veya bandaj ve özel giysiler kullanarak yaraya belirli bir basınç uygulamak gerekebilir.

Vucutta oluşan ve olgunlaşma süresi bitiminden sonra (yaklaşık bir yıl) yara izlerinin rengi, genişleme durumu, çevresinde iplik izi ve kabarıklık olup olmadığı değerlendirilir. Deri kırışıklıklarının içinde veya parelel olan, düzgün şekilli, deri rengine uyumlu, aşırı genişleme göstermemiş, çevresinde çekinti ve büzüşme olmayan izler kabul edilebilir izler olarak nitelendirilir. Eğer iz, bu nitelikleri taşımıyorsa iz düzeltme işlemleri yapılabilir.

Yara izi düzeltme işlemleri çok çeşitlidir ve hangisinin kullanılacağına hekim ile hasta birlikte karar verir. Aşağıda tedavi seçenekleri sıralanmaktadır.

Hiçbirşey yapmama: Bir yara izini tamamen yok etmek ve yaralanmamış gibi bir görünüm kazandırmak mümkün değildir. Bazen hastaya çok kötü gürünen izler elde edilebilecek en iyi sonuç olabilir. Bu nedenle izleri düzeltmek isterken daha kötü hale getirmek de mümkündür.

Yara izinin çıkarılıp tekrar dikilmesi: Yara izi kenarlarından tamamen çıkartılır ve daha uygun teknik ve dikiş malzemesi kullanarak yeniden dikilir.

Yara izinin çıkarılıp zig zag dikilmesi: Eğer iz gerginlik yaratan bir bölgede ise veya çekme yapıyorsa, yaranın yönünü değiştirmek ve daha az dikkat çekecek hale getirmek için sık kullanılır.

Deri yaması: Çok geniş alanlarda ciltten kabarık veya çukur kötü izler olduğunda kötü olan dokular kesilerek çıkarılır ve mümkünse vücudun yakın bölgesinden, mümkün değilse daha uzak bölgelerden doku nakli yapılır.

Zımparalama: Bu yönteme dermabrazyon denilir ve izli bölgenin özel bir alet ile kat kat soyulması, alttaki yeni derinin ortaya çıkarılması işlemidir. Yara izinde belirgin renk değişikliği olan hastalarda sonuçları oldukça yüz güldürücüdür. Güneşten korunmak son derece önemlidir, genelde yaz dönemi uygulanmaz.

Balon tedavisi: İz bölgesinin yanlarındaki sağlam deri altına, özel içi boş balonlar (ekspander) yerleştirilir. Zamanla balonların içi sıvı ile doldurularak şişirilir ve sağlam derinin genişlemesi sağlanır. Daha sonra iz bölgesi çıkarılarak genişlemiş olan sağlam deri bu alana kapatılır. Özellikle saçlı deri kayıplarındaki kel olan alanların kapatılmasında oldukça başarılı bir yöntem olup vucudun diğer alanlarında da kullanılmaktadır.

Lazer: Farklı lazer tipleri farklı izleri daha az görünür hale getirebilir. Burada lazerin tipi, izin tipi , cildin rengi gibi farklı bileşenler vardır. Her yara izi lazer ile tedavi edilemez. Lazerler bazen skarın rengini koyulaştırarak cilde yakın bir renk kazanmasını sağlar, bazen olan izi küçültür, bazen de cildi “soyarak” fayda sağlar. Bu nedenle hastaya göre karar vermek gerekir.

Kötü yara iyileşmesi – Hipertrofik skar ve keloid

Bu durum genellikle ameliyattan sonra belirli bir süreden sonra önce kaşıntı ve ameliyat yerinde kızarıklıkla başlayan, zamanla ameliyat izinde kabarma ile sonuçlanan bir durumdur. Vücudun yara iyileşmesine verdiği “abartılı yara iyileşmesi” halidir. Atılan dikiş tekniği veya cerrah ile yakından uzaktan ilgisi olmayan , tamamen kişisel faktörlere bağlı bir durumdur. Bu durumun tedavisi cerrahi değildir. Hatta cerrahi olarak çıkarılıp estetik dikilirse eskisinden daha kötü hal alabilir. Ancak bazı özel durumlarda son seçenek olarak cerrahi uygulanabilir.

Tedavide sürekli olarak iz üzerine uygulanan basıncın bu durumu gerilettiği gösterilmiştir. Bu basıncı sağlayacak baskılı giysiler üretilmiştir. Ayrıca deri üzerine yapıştırılan özel silikon tabakalarında faydalı olduğu bilinmektedir. Bunların yararı görülmediğinde kabaran iz bölgesine yapılan steroidli iğneler tedavide faydalı olmaktadır. Bazen bu tedavi yöntemleri bir arada uygulanabilir.